Ne meşhur slogan be kadınında ağzına yakışıyor parayı buldukça her kanalda söylüyor. Bu arada zaten bu süpermarket isimlerini bulanlarıda kutlamak istiyorum. Kulaklarda artık yabancı karşılanmayan kipa mesela kitle pazarlamanın açılımı ama mükemmel bir şekilde italyan marka gibi duruyor.
Kendi blogumu izleyebiliyorum ne kadar saçma lan bu.
Blograzziye girmezsem puanım düşüyor girip çıkarsam yükseliyor ne manyak algoritma anasını satayım. Zaten ne işime yarıyorsa blograzzi. Blog kullanıcılarının tanışma ve kaynaşma noktası bırak allah aşkına 15 20 tane bloggerla devam ediyor orası diğerleri girip oy atıp favori ekliyorlar. Zaten popüler bloglar belli artık reklama girmiyor mesela pucca o artık bir fenomen adına bloglar bile açıldı. Adsız prens diye bir arkadaşımız tutmuş puccayı tanımlamış hahaha diye güldüm okurken ki hahaha diye 2 şeye gülerim ben biliyorsunuz siz artık onları :)
Yemekteyiz programını benden başka seyreden yok mu lan kimse bahsetmemiş. Çok hoş bir format fakat yine biz içine zıçıyoruz. Eleştiri yapmayı bilmiyoruz en başta. Direk hakaret ediyoruz sonra bunun adı "tenkit" oluyor. Hadi ordan birbirinize söylediğiniz şeyler tenkitse size ve o sofraya kafam girsin yani :)
Bu arada yeni haftanın yarışmacılarından Nika mı Mika mı ne bir kız var orda. Çok dötü kalkık benimle aynı yaştaymış hafif yavşayasım geldi. Olur böyle arada tv de gördüğüm kızlara 2. gün sanki çok yakın tanışıyormuşuz gibi yavşarım ben. Kız öss hazırlanıyormuş da yemek yarışmasında ne işin var be. Birde bi iddialı ki sormayın. Lan konuşmasını zor beceriyorsun nasıl yemek yapacaksın çok merak ediyorum. Bu arada adı Nika'ymış. Mika olsa zaten garip olurdu plastiğin bir türünün adı mesela mika. Böyle kırılması zor ama ağır ve sert değil. Çay tabakları genelde mika olur özellikle kahvelerdeki beyaz üzerine kırmızı benekli tıkırrık diye ses çıkaranları.
Evdeki bütün elektrik lambaları tek tek yanıyor bu aralar. Önce mutfak sonra yatak odası son olarak koridorunkide güm dedi dün. Lambalara bakıyorum tabi armut olmadıkları için anlayamıyorsunuz teli kopmuşmu kopmamışmı bu tipleri sallayarak anlıyorsunuz ölüp ölmediğini. Bende öyle yaptım salladım ama anlayamadım hiç bir b.k
Sanırım 150 kişide 1 görülen bir hastalık var bende. Belirtileri:belirtisiz yok.
Sorunlar: yeyip yeyip kilo alamama.
Nedenleri:bağırsak emiliminin az olması vücudun yağ depolamak gibi bir gayesinin olmaması ve arpa buğday gibi besin maddelerinin tüketim isteği.(bu ne biçim neden anlamadım)
Sonunda kendi hastalığımın teşisini koydum ve gittim supradyn aldım :) neden supradyn derseniz dışı kakao aromalıda ondan. Hap yutamam ben parmağımla iktirmeden ağzımda erir yutana kadar. Suyla hele hiç yutamam boğulurum muhtemelen.
Lan lostun 2. sezonunu bitirdim sonunda basmadılar tuşa başından beri diyordum ya bi bırakın a.q tuşunu ne yapacaksınız :) ama sonra düşündüm ve izledim anam o da ne elektromanyetik kuvvetler falan derken lostu bir kez daha sevdim. Tabi izleyici sıkılmaması için fazla teknik katmamışlar işin içine ama ben gerekli tekniği gördüm orada. Gökyüzü mor falan oldu böle (neydi lan şu sarışın kızın babasız bebeğinin adı earn mıydı,) ha işte o çocuk kesin bu patlamadan sağ çıkamadı o yüzden bebekle olan kontratlarını tek taraflı fesh etti bu lost prodakşın. Yani o zamanlar, tabi şimdi lost zaten adayı lostetmiş...
Okuyucu bu güne kadar sana hiç yalan söylemedim desem yalan söylemiş olurum o yüzden ben en iyisi sana yine yalan söylememiş olayım ve yalan söylemediğimi söylemeyeyim.
Giritli'nin paradoksu gibi oldu be :)
Aforizma-1
Ön tarafım arka tarafımdan daha çok şeye şahit oldu :)
Aforizma-2
"benim arzum, başkalarının bir kitapta anlattıkları şeyi on cümlede anlatmaktır
Aforizma-3
"Sadece aptallarin ciddiye alindigi bir dunyada yasiyoruz. O halde “beni anlamiyorlar”diye uzulmek niye?"
Son olarak sözümü ünlü düşünür ve ortodontist Mustafa Sandal'ın sözleriyle bitiriyorum.
"İstersen Dağlar dağlar" mesajı aldınız siz :)
Hastalıklar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hastalıklar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
19 Kasım 2008
7 Temmuz 2008
Keyfe Gelip Hasta Olmak!

Oturmaktan dolayı bir tarafları uyuşur insanın tamam bu bir sağlık sorunu olarak görülebilir ama otururken böbrek yetmezliği çektiğini iddaa eden birilerini tanıyorum.Yakınlık derecesini bilmemeniz daha iyi olur :)
Oturuyoruz daha doğrusu yan oturuyorz koltuklara uzanmışız karşı koltukta oturuyor(aileden değil) birden kalktı düzeldi ya böbreklerim yetmiyor bana dedi.
Ben tabiki tepki vermedim,yani ölesine söylenmiş bir laf sanıyorum.Fakat ısrar ediyor lan kripto benim böbreklerim bana yetmiyor.Ya bi git delimisin nesin nerden anladın yattığın yerden böbreğinin sana yetmediğini dedim demez olaydım.Saçma sapan belirtileri varmış onları saydı durdu 45 dakika boyunca.Sonunda bıktığım için ikna olur gibi yaptım böbreklerinin ona yetmediğine.
Bir diğer durduk yerde hasta olan anatomi de benim kardeşimde var.Dışarı gezmeye çıkar hastalıktan eser yoktur eve dönüş yolunda bütün uzuvları ağrır.Kurduğu cümlelerden yarısı "bak koluma nasıl ağrı giriyor bak bak aaah" veya "ya abi ya boynum ağrıyor benim uğraşma" veya "anne ya bulaşıkları sen yıkayıver benım parmaklarım ağrıyor" (bence sebebi kumanda kullanmaktan)veya "abi be şu masayı siliversene ayakta duracak halim yok bilmiyom neden oldu ama ayağa kalktım mı başım dönüyor." hani dersini belki vardır bir rahatsızlığı tamam ufak rahatsızlıkları kbl ediyoruz ama her gün adamın bir tarafı ağrır veya tutmaz hale gelir mi sorarım?
Arkadaşı ile dolaşmaya çıkar giderken 15 dk çanta bakar hangısı daha guzel dıye ama geldiğinde "e abim neden erken geldin(benımde butun planlarım alt ust olmuş tabi kapı çalınca anında panik yaptım) hani akşama gelecektin."dedim. "ya abi ne diyon ya ben ayakta duramıyom otobüs durağınıda bulamadım zaten" dedi az önce.Şimdide oturdu tv seyrediyor,belki birazdan uyur,bu akşam yine bulaşıklar anneme kalacak,sofrayı ben sileceğim veya çayı ben yapacağım.
Hanfendinin nazını çeke çeke sofra silmeyi ve çay koymayı sevmeye başladım.2 gün önce kendimi arkadaşlarla buluştuktan sonra eve geldığımde onların yedığı sofrayı silerken buldum.Durumumun vahim olduğuna kanaat getirdim.
Neyse her şeye rağmen kardeşimin olması güzel bir şey.İnsanın canı sıkılmıyor arada dalaşıyoruz,devamlı atışıyoruz bir tek sazımız eksik.
Ki zaten çoğu abi kardeş böyle geçiniyorlar.Sanırım bunları ömür boyu yaşayacağız...
14 Mart 2008
Eski Hastalıklar Tekrar Buradalar

Küresel ısınmanın kuraklık, çölleşme, orman yangınları ve deniz seviyelerinin yükselmesi tehlikelerinin yanında tarihe gömülen salgın hastalıkların da ortaya çıkmasına neden olabileceği belirtildi.
Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Songül A. Vaizoğlu, tarihte toplu ölümlere neden olan "tüberküloz", "frengi", "lyme" ve "lejyoner" hastalıklarının yanı sıra öldürücü hastalıklara neden olan "ebola" ve "hanta" benzeri virüslerin, küresel ısınmayla birlikte yeniden uyanmasının beklendiğini söyledi.
Vaizoğlu, TMMOB Meteoroloji Mühendisleri Odası tarafından düzenlenen, "İklim Değişimi Sempozyumu"nda sunmak için "Küresel İklim Değişikliğinin Halk Sağlığına Etkileri" konulu bildiri hazırladı.
Bildiride, küresel ısınmanın dolaylı etkilerinin 2050 yıllarında deniz seviyesinin 50 santimetre yükselmesine yol açacağının tahmin edildiğini anımsatan Vaizoğlu, bu durum nedeniyle başta Hollanda, Bangladeş, Çin ve Japonya olmak üzere ABD'nin sahillerinde yaşayan birçok insanın göç etmek zorunda kalacağını ifade etti.
Dünyanın sıcaklığının artmasına paralel oluşan sıcak hava dalgalarına bağlı hastalık ve ölümlerin mevsimsel olarak görülmeye başlandığını belirten Vaizoğlu, ölümlerin bir çoğunun önceden kalp-damar ve solunum sistemi rahatsızlıkları yaşayanlarda görüldüğünü söyledi.
Kan emici haşaratlarla yayılan hastalıkların artmasının, bu haşaratların üreme bölgelerinin genişlemesi ve değişmesinin diğer önemli sonuç olarak ortaya çıktığına dikkati çeken Vaizoğlu, artan ortalama sıcaklığın sivrisinek gibi kan emici haşaratların dağılım oranını ve çokluğunu etkileyeceğini, bunlara bağlı hastalıkların görülüş sıklığının artabileceğini ifade etti.
Uyanan ve yeniden başkaldıran başkaldıran enfeksiyonlar
Vaizoğlu, "iklim değişiminin en önemli sonuçlarından birinin de uyanan ve yeniden başkaldıran enfeksiyonlar sorunu olduğunu" dile getirdi.
"Küresel ısınmayla birlikte HIV pandemisi, tüberküloz, frengi, lyme ve lejyoner gibi hastalıklar ile öldürücü hastalıklara neden olan ebola ve hanta benzeri virüslerin yeniden uyanmasının beklendiğini" belirten Vaizoğlu, şunları kaydetti:
"Bazıları ise hastalığın yeniden yayılması şeklinde ortaya çıkabilmektedir. Buna yüzyıllarca önce ortadan kalkan 'Dang Ateşi' örnek verilebilir. Bu da artan sıcaklıklar nedeniyle Aedes Albopictus (bir tür sivrisinek) gibi türlerin ortaya çıkmasıyla ilişkilidir.
Küresel ısınma polen mevsiminin uzamasına neden olacak ve bunlara bağlı olarak görülen saman nezlesi gibi hastalıkların görülme sıklığında artışa neden olacaktır. İklim değişikliğine bağlı olarak, evlerdeki hamam böcekleri, maytların çoğalması ve dış ortamda da polen ve hava kirleticilerin miktarının yükselmesine bağlı olarak astım gibi hastalıkların da artması beklenmektedir."
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)