yemekhane etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yemekhane etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Eylül 2008

Lan Blog Gel Buraya...




Blog sanırım dün Ardahan'dan Şikago'ya Tokyo'dan Sidney'e uzanan bir okuyucu kitlesi ziyaret etti blogumu. Ne b.k aradılar henüz emin değilim ama bir yerlerde ayın,yılın veya asrın bloğu seçilmen muhtemel.
Aslına bakarsan senin neyini seçmişler. Altı üstü benim yazdıklarımı yayınlıyorsun işi yapan benim seçilen ziyaret edilen sensin anasını satayım. Neyse sana karşı içimde beslediğim şiddet henüz hududlarını aşmadı, aşarsa zaten mutlaka haberin olur.

Bugün yine bi dünya saçmalıklardan bahsedeceğim. Aslında son yazımı da bugün yazmıştım yani ben bugün 2 şeyden bahsediyorum ve gün gün yazan bir blogger gibi tanıtıyorum kendimi sana ki alınma diye.
Buraya kadar ki bölümden sormayacağım o yüzden çalışmasanızda olurdu yani.


"Okumadan önce mutlaka okuyunuz: Aşağıda ki yazıda bahsi geçen "blok" kelimesi kimimizin tuğla kimimizin piriket hatta bazılarımızın hala kiremit (yuh) dediği şey kastedilmektedir. Kare, delikli ve ev yapımında kullanılan toprak mahsülüdür. Hatta bazı kendinibilmez apartman sakinleri "bizim a blok sizin ne blok" gibisinden söylemlerde bulunurlar,sakın kanmayın efendim bu bahsettiğim şey tamamiyle tuğla fabrikalarının kendilerine isim beğenirken tabelada daha sexi duracağına inandığı söylem olan bloktur. Hani böyle özcan blok, candaş blok, merhamet kereste, gibi firma isimlerinde geçen blok kelimesidir. Bu saçmalıkta adı geçen taraflardan..."


Sana senden bahsedeceğim blok. Sana daha önce bu konuyu açmıştım. Konu kaçak kat çıkma planlarım,üzerine fazlaca düşündüm ve vazgeçtim. Senin kaliten iyi değilmiş dediler vazgeçtim. Referanslarından biri bilmiyorum haberin var mı sana ihanet ediyor blok.

Bana dedi ki;
blokla bina mı yapacaksın kripto, aman gözünü seveyim sakın. Biz geçen dünürle benim oğlana ev yaptık bizim bahçeye gerçi gelin ben kaynanamla aynı yerde yaşamam falan dedi ama bizim oğlan bastırdı gelini susturdu. Ha işte diyeceğim o, ev yaptık senin bloklarla inanır mısın bi b.ka benzemedi. Ne penceresi düzgün ne kapısı kapanıyor kapılar kapansa açılmıyor sıkışıyor 10 blok üst üste koyamıyorsun en alttaki eziliyor ne adi ne bayat bir malsa bu boşa gitti o kadar yatırımım. Şimdi gittik stüdyo daire aldık İstanbul'dan. Hani yeni yapılıyor rezidans mıymış neymiş aha onlardan....

ya blok adam bana bunları dedi. Bıraksam anlatacaktı ama ben durdurdum çünkü konunun nereye gideceği benim yazılar gibi meçhuldü. Bende düşündüm taşındım senden kaçak kat yapmak yerine bir usb girişli saç kurutma makinası, usb girişli ekmek kızartma makinası,usb girişli ütü,usb girişli usb,usb girişli televizyon,usb girişli puding ve usb girişli yastık yaparsam eminim senden daha fazla verim alırım dedim kendi kendime. Zaten böyle bir şeyi dışarda sesli bir şekilde dile getirsem kesin fikrim çalınırdı. Farkına vardıysan ki ben şüpheliyim her şeyin usb girişli neden mi henüz bluetooth taktıracak param yok. Kızılötesi biliyorsun zaten g.t kadar alanda anca çekiyor. Aslında Tesla ile anlaşıp anasını satmak vardı bu kablosuz iletişimin ama adam öldü ve tesadüf ki ben o öldükten sonra doğdum. Bilseydi ben 90 yılında doğacağım o da herhalde odun değil ya bi ıhlamur çayı içer,ölümsüzlük şarabı marabı içer ben doğana kadar yaşardı. Ama hayatta her şey istediğim gibi olmuyor blok bunu öğrenmiş olman gerekiyordu şu ana dek. Öğrenemediysen yazılarımı takip et ben sana aşılarım 1.5 ayda bu hayat felsefesini. Sana zaten bi felsefe aşılayacam ama dur bakalım.


Aslında sana yazmaya felsefe öğretmeninin sınıfta o kusursuz mantık dehalarının ortaya attığı paradoksları söylemesiyle başladım. Giritlinin biri çıkmış bütün Giritliler yalancıdır demiş. sonra bu giritli ne demiş diye sordu ya hoca işte o ara aklıma geldin sen benim blok. Giritlinin bütün insanlığın hayatını zehir eden bu sözü söylemesinin altında yatan psikolojik nedenleri araştırmak için açtım seni. /tamamen kontrolden çıktım/

Blok senin felsefen sen nereden bakıyorsun koçum. Ben sana bunu 1 yıldır yediremediysem yuh bana helal sana.
Ekranlarının tam başına yeni oturanlar için şöyle bir toparlamak gerekirse "sen nereden bakıyorsun harcanabilen soyut bir materyal eee şey.. Sen nereden bakıyorsun sana farklı açılardan bakmayı öğretendir aslanım gıralıçam(7.numara izleyen elime mum diksin) kafayı yamultupta bakmak gibi bir şey bu,olaylara hemen zıpawn diye hüküm giydirmektense genel görüşten farklı olarak ayrıntıyı yakalamaktır farklı açıdan bakmak.
-Çok duygusallaşıp nadide baayan bloggerlarımıza özenirsem şöyle bile diyebilirim sana blog;
Farklı açılardan bakmak ölümde bile mutluluk bulmaktır, en hüzünlü olduğun andan bile bir b.k varmışçasına sevgiyi bulmaktır.Aşk,sadakat,dostluk,barış ve şokomigo blok" bakınız nasılda özeniyorum ama. Gerçekten nadide bayan bloglarımıza özeniyorum bazen ne güzel başlıklar bulup ne güzel karamsarlıktan ne güzel mutlu oluyorlar. (Ne kadar saçma cümle kuruyorsun sen kripto)
Kısacası Sen nereden bakıyorsun senin anandır blok. Sen ondan doğdun. Sperm bankasından aldı senin spermini. Açıklanmayacak çünkü kapalılardan almış.Biyolojik babanın İskandinav kökenli olduğu düşünüyorum. Hani turuncu falan,sarının tonu gibisinden. Turuncu sarının bir tonudur. Çok güzel bir saptama oldu bence bu günün sözü olsun...

Al işte yine çok kel alaka bir yerde konuyu bitirdim, girizgah tamam, gelişme tamam methiye de tamam ama sorun doğru çıkış kapısını bulmakta. Hep "personel harici giremez" yazan kapılara giriyorum. Mutluyum...
Beni özleyin anacııım :)
(internette yemek resmi bulmak kadar zor bir şey yok ben bunu anladım,vallahi helal yemek tarifi veren bloggerlara ama onlarda bulmuşlar yolunu kendileri çekip yolluyor. Hadi yolladın da üstüne neden blogunun adını yazıyorsun senin logondan sıpangilenin süsü gözükmüyor be ablacım)
unutmadan söyleyeyim bisküvili sıpangile yaparken zeytinyağını bol koyuyoruz ki kimse yiyemesin hepsi bize kalsın. Ufak bir de ip ucu size soğan doğrarken sakız çiğneyin. Ne işe mi yarıyor, az sonra...

25 Eylül 2008

Otobüste Unutuldum Lan Ben



lan blok seni üst üste koyup şuraya kaçak kat çıkasım var ama dur bakalım. Yaz yaz başolmuyorsun sen onu söyleyeyim önce daha sonra yazamadan edemeyeceğim bir anıma geçeyim.

Bundan 5 kentrilyon yıl önce biz yine İzmir'de yaşardık. O zamanlar oturduğumuz yer 3 katlı triplex bir daire. Çatı katında ev sahibimizin eşyaları duruyor oysa ben o çatı katını kendime oda yapacaktım. neyse alt katta salon var 2,5 futbol sahası genişliğinde üst katında da 3 oda var. mutfak aşağıda tuvalet yukarıda. Ne kadar marjinal olduğunun farkındayım ama öyleydi yani. tuvalet mesela kapıdan girince sağdaydı. Hatta site olduğu için evlerin bütün planları bir sağ bir sol giderdi mesela,bizim tuvalet sağdaysa bizim sağ tarafımızdaki evin tuvaleti soldaydı. yani tuvaletler baş başa vermişlerdi. bence bir mühendislik harikası. hem kanalizasyon borularını evi dolaşmaktan kurtarıyorlar hemde koku fazla dağılmıyor. ayrıca muhteşem bir şey daha var 2. kattakı banyolarda tuvaletin tam üstüne anasını satayım. bence buda mühendislik harikası bişey...sakın bir yere ayrılmayın reklamlardan sonra kazandibimizin şerbetini verecez ve ardından hünkar pilavı yapacaz...


ha işte ne diyorduk biz öyle bir evde ikamet ederdik yıllar önce. ben o zamanlar liseye giderdim lise 1 2 3 orda okudum. aslında daha mazisi var bu evlerle olan ilişkimizin mesela bu bizim 2. 3 katlı evimizdi. 1.sini anlatayım dur
o bahçeliydi blder ev köşe olunca tabi mühendis durmamış çakmış bahçeyi e tabi kirası yanındaki evden 50 lira daha fazla zamanın parasıyla 1500 yen öderdik biz o eve bahçesiyle bir. bahçede soğan,domates,patlıcan,şeftali,armut,elma,suni çin yetiştirip yerdik. suni çim yemezdik ama yetiştirirdik neden mi o zamanlar çardağımz vardı bahçede babamla okul müdürümüzün kocası beraber yapmışlardı. lan adamlar bütçe planlaması bile yaptılar o çardağı yaparken tahtalar demirler şu kadar falan. bende geri zekalıyım o dönemler onlarla bir gezdim hurdacılarda sağlam dolu demir aradık. ta ebemi ben...
ha işte orda benle yaşıt bir şeftali ağacı var 1 kere bile şeftalisi şöyle kocaman olmamıştır. hep küçük küçük oysa dibi hep ıslak ilacını falan hep verdik ama bana mısnı demiyor meret illaha ki küçük şeftali sonra anladık ki cinsi öyleymiş...

neyse efendim konuya giriyordum az daha zor kurtardım sizi...
konumuz şu ben bigün otobüse bindim. otobüste tek kişiyim ama tamda şöförün arkasına oturdum orası da perdeli şöför görmüyor beni. bastı gidiyor.gemi azıya alan otobüs ben ilk orda gördüm. durak murak dinlemiyor vırııın gidiyoruz varacağım yere vardım 15 dk da normalde belediye otobüsler 35 40 dk da varır. gittim inmek için kapıya yaslandım demire bastım tuşa ama durakta durmadı hatta yavaşlamadı bile. bende böylece durağı geçtim. kaptaaan kapııı dedim "biskmilliağhirrağmanirrawhim,noluyor a.q" dedi şöför bağırarak. aynadan beni gördü sonra "sen ne zaman bindin lan" dedi. ilk durakta dedim.
"ebenin a.ı velet bu otobüs yolcuya çalışmıyor ben bunu halkapınara götürüyorum siktir in lan aşa" ama dedim önde numarası yazıyor bende bindim. ben seni neden görmedim dedi bu bana. haa tamam kardeşim ya sonra aradılar beni yolcu yoksa halkapınara gel dediler bende seni unutmuşum ilk durakta bindin diye bastım gittim kusura bakma kardeş :)

yok dedim önemli değil ama ben burdan nasıl dönecem geriye ta gelmişiz ebesinin şeyine muhabbet ederkende gittin zaten.
dur dur bırakayım ben seni dedi vırın körüklü otobüs döndü kavşaktan beni bıraktı ineceğim durağa. bende indim...
bu kadar. bir başka otobüs anımla daha sizlerle olacağım herhalde yakında çünkü bunu yazarken okula gitmek için sabah 5:50 de kalkıp otobüs yakalama anılarım aklıma geldi...

eeveeet bir başka bir zıkkım bir neşe programının daha sonuna geldik. unutmuyoruz hünkar piavımıza karabiber ekiyoruz...

lan adam gibi hünkar pilavı resmi yok koca sanal alemde. zaten bunuda hünkar pilavı olduğundan şüpheliyim...