Merhaba blok seninle uzun zamandır (daha önceki buluşmalarımız arasından geçen zamana kıyasla uzun zamandır) görüşemiyoruz. Baktım ki görüşmeyeli epey şey yaşamışım.
Bildiğin gibi güpgüzel İzmir'i bırakıp Tüptüzel Kütahya'ya geldim. Kütahya sanki sadece devlet dairelerinin çalışanlarının oturduğu bir ev gibi. Herkes bi kamu kuruluşunda çalışıyor sonra maaş alıyor vergi vermesi gerekiyor sonra gidiyor vergi dairesi arıyor bulamıyor ve bir vergi dairesi kurulması kararı çıkartıyor daha sonra vergi dairesi kuruluyor orada çalışacak elemanlar diğer illerden atanıyor buraya yerleşiyor böööyle büyüyor Kütahya nüfusu. Hiç yenidoğmuş bebek görmedim 2 haftadır buradayım. Genç nüfus mu o da ne? Buradan öğrenciler gitse şehir yalnız kalıyor. Burada çarpık kentleşme yok denecek kadar az. Hilton inşaatı şehrin en görkemli inşaatı. Sanırsın ki burada sadece öğrenciler kirada oturuyor. Herkes yerlisi buranın. Sokakta gördüğüm her 18-25 arası genç sanıyorum öğrenci. Başka bir ihtimal vermiyorum yani. Diyorum ki lan hepsi kazanmış öss yi helal be. Hepsi zeki. Ama malesef muhabbetlerin içine girdiğimde anlıyorum ki öss zeka ölçmüyormuş tek yaptığı bir duvar olmak üstünden atlayana "sen atladın" belgesi vermek. (adı üstünde baraj) Son 5 tanıştığım adam maliye okuyor. Bende bu aralar iibf nin yakınlarında dolaşıyorum. Oranın ortamı daha güzel. Güzel olmasının nedeni orada daha çok yeşillik var. Millet yayılmış. Zaten adamların derdi gündemi konuşmak, obamadan girip mccainden çıkmak sanıyordum.
Ama onlardan birisi ve erkek olan: "ya kafeteryada 1 tost 1.50 muş çok ucuz kesin içinde eşek eti vardır."
bir diğer sarışın ve live's kot giymiş kızımız:yaa ben bedesten'den başka yerde yemem. Bi yersem orda yerim yemeğimi. izmir köfte yiyorum bazen bazende et döner."
başka bir sarışın.... kızımız:haklısın deva haklısın bende şahsen mekdanıldstan başka yerde yemem. orada yemeye bayılıyorum."
böyle saçma muhabbetlerin döndüğü bir fakülteden çıkacak adamların "vali,kaymakam,akademisyen veya kabine üyesi" olma ihtimali beni tuvaletlerde düşünmeye zorluyor. Üniversitelerin en tutarlı alanları oralar bence. Adı üstünde s.çıyorsun veya her ne ise çıkıyorsun. Başka bir icraat ben görmedim ama yapanı duydum. Ama kütüphane öyle mi? değil. Gidiyorsun sarışın,esmer,kumral kesiyorsun ermişse düşüyor ermemişse ham deyip geçiyorsun. Temmuz 2008 pcnet dergileri "son ayın dergileri" raflarında yer alıyor. Kitap aratmak için kullanılan bilgisayarların serverları 3 gündür çökmüş vaziyette gidiyorsun söylüyorsun ben nasıl alabilirim bu kitabın demirbaş numarasını diye.cevap olarak bir bardak su veriyorlar dönüyorsun. Doyuyorsun...
Bedesten demişken. İlk adını duyduğumda hiç bir şey anlamadım çünkü söyleyen arkadaş telaffuz edememiş. Bedesten osmanlıda eğlence merkezi,eğlence yeri anlamına geliyormuş. Zaten ben bu söyleme tav olmuşken içeriye girer girmez kocaman tabelalarla "cafeteria" "self servis" "çikın menu" falan gördüm. Lan gerizekalılar madem tarihi bir hava attıracaksınız ortama içeriye yazın türkü evi tost yuvası ya da ekmek arası döner salonu gibi. hoş bunlarında osmanlıcası olsa gizel olabilir.
Bedesten'in tek güzel yanı manzarası. çakma bir göl var. iki dağın arasında. bedestenide tam o manzarayı görecek şekilde kurmuşlar. Bi oturdum tam 2.5 saat. seyrettim manzarayı. 1 kahve 1 portakallı bisküvi yedim çok güzel bir ikili oldular bence.
Bir diğer mevzuu cemaat evleri. Lan herkes oralarda kalıyor 1. sınıftakilerin. İncelemelerime göre kimse de tam olarak memnun değil ama birbirlerine "lan ben hiç memnun değilim" dediklerinde gidip "ev abi"lerine söylemelerinden korkuyorlar. Kızlar deseniz daha bi memnun sanki hallerinden.
Günde 5 vakit namaz kıldırıyorlar akşamları sohbet denen şeyleri yapıyorlar. Fethullah gülen'den bahsedip yatıyorlar. Haftada 1 kaç gün de lise öğrencileri geliyor onlara ders veriyorlar ve kendi yaptıklarını onlara yapmasını öğretiyorlar. Yani duyduklarım bunlar.
Hiç resim koyasım yok valla. Kusura bakma blok. Kim uğraşacak şimdi bedesten resmi bulmakla. zaten internet kafenin internetinde sorun var ben yazıyı yazıyorum ama ne zaman gönderilecek kim bilir.
Buradan senin aracılığınla oda arkadaşlarımdan sigara içenlere seslenmek istiyorum. ve sesleniyorum al:İzmaritler ağzınıza yapışsın, küller burnunuza kaçsın, çakmak kirpiklerinizi yaksın, kibrit boğazınıza kaçsın inşallah. Lan odada içmeyin alooo.... hadi izmarit atmıyorsunuz da kokusu burnuma geliyor lan...
kütahya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kütahya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
7 Kasım 2008
31 Ekim 2008
Yüksek Öğretimden Esintiler
Daha önce bahsettiğim gibi kredi yurtlar kurumunun yurtlarında kalıyorum ama kredisini henüz alamadım. alacak gibide durmuyorum... Misafir kartıyla asil odasında kalıyorum kimsenin haberi yok.
6 kişilik odada 4 kişi kalıyoruz ama 3 kişi kayıtlıyız. 1 Şırnak'lı arkadaş var. Bildiğiniz kürt. Zeki bir arkadaş, hemşirelik okuyor. Babası 3 evlilik yapmış kendisi 22 yaşında ama ailenin en küçüğü, babası vefat etmiş bakmışki Şırnak'ta bakacak tarla torba bahçe çok e onlara abimler ablamlar baksın benda insanlara bakayım demiş (bunu ben onun yerine diyorum) kopmuş gelmiş dumlupınar üniversitesi hemşirelik bölümüne. Odaya ilk girdiğimde anatomi kitaplarını görünce ohaa bu ünivde tıp yok ki bu ne nanasını satayım dedim ama sonra her şey açıklığa kavuştu. Bu yazıyı yazarken acayip bir stres altındayım. Sanki yazdıklarımı biri okuyor ve misafir kartı ile asil odasında kaldığımı müdüre ispiyonlayacak gibi geliyor. Ama yok monitör lcd ve demin test ettim yandan okunmuyor yazılar.
Diğer arkadaşların 2side güzel sanatlar fakültesinde resim bölümünde okuyorlar. Biri pasaklımı pasaklı diğeri düzenlimi düzenli. Biri dolabının kilidini 3 kez kontrol ediyor diğeri hiç kilit takmamış dolap kapağı hep açık. Biri Giresun'lu biri Bergama'lı. İzmir'in ilçesi bergama ama o kadar yakın değil yani Manisa'ya daha çabuk varıyoruz. Her neyse. Bu arkadaşlardan Giresun'lu ile iyi anlaşıyoruz. Bilim kurgu,power rangers,pokemon,animasyon derken çok "azınlık raporu" bir oda olduk. Şırnak'lıyla pek anlaşamıyor odasını değiştirecek inşallah değiştiremez. Lan zaten bi onla anlaşıyorum o da giderse herhalde sıkıntıdan patlarım.
Bergama'lı olan arkadaş biraz kekeme. Konuşmada zorluk çekiyor bazen elimde olmadan söylemeye çalıştığı şeyi tamamlıyorum sanki kabalık etmiş gibi hissediyorum kendimi. Dalga geçmiş gibi oluyor sanırım. O yüzden bekliyorum bitirmesini artık. Ama yinede zor tutuyorum kendimi o nnnnnaaass derken iyiyim dememek için. İyi çocuk ama dediğim gibi pasaklı. Oda o içerideyse kokuyor mesela :)
Bu bergama'lı arkadaş geçen kantinde otururken benim resmimi çizmiş aynımın tıpkısı oha dedim kirpiklerime kadar çizmiş teşekkür ettim ama resmi vermedi ödeviymiş. Hoca alacak ama dönem sonunda verecekmiş geri. O zaman alabilirmişim. Tabi bunu söylemesi 5 dk aldı. Ama hiç ses çıkarmadan ve gözümü ayırmadan bekledim sanırım mutlu oldu yani en azından utanmadı kusurundan benim yüzümden.
Eveet sevgili okuyucu yurt maceralarımı anlatmaya devam edeceğim ama şimdilik derse gitmem gerekiyor. Sınıfta Rüzgar diye bir kızla tanıştım du bakalım :) Ankara'lı. Not alacağım ayağına tam ben tel numarasını isteyektim ki "numaranı ver bi şekilde haberleşiriz zaten bende yurtta kalıyorum" dedi. Boyu benden bir hayli kısa ama "not important",
gerçi içimden bi yerlerden adamın biri: "lan serkan bırak bunları bir sürü konu kaçırdın otur odanda çalış inekler gibi 1 ay sonra bakarsın kızlara" diyor.
Diğer taraftaki adamsa bu içimdeki adama: "hadi len asıl manita 1. sınıfta yapılır, bak herkesin eli dolu senin elinde telefon var kalem var. bak sağdakine yemiş kızı kesin solundaki hele ohoo onların mercimeğin dibi tutmuş bak şu karşıdakiler sarılırken nasılda sıkıyorlar birbirlerini oha kıza bak çocuğun dizlerine çıktı, ohaaa cızzıt bızzıt" (şifreli yayın)
her neyse efendim dün yemekhanede 600 kişilik bir sıra vardı ben bu sırada bu 600 kişiyi sayacak kadar durdum sonra çıktım gittim. Aynı yemek fiyatına yan tarafta pide veriyorlarmış mesela onu yedim. İsmimi yazdırıyorum sonra pideyi istiyorum. Pide olunca çağırıyorlar "serkaaaaan,serkaaaan,serkaaaaaaaaaaaan" adımı bütün salon duysun diye bekliyorum. varsa platoniklerim falan garipler en azımdan adımı bilsinler :)
Sen mi büyüksün ben mi Kütahya hadi bakalım :)
Kimsin sen bölümüne gerekli ilgi alaka göstertilmiyor kınıyorum sizi sayın okuyucu. İllahaki söyleyip tanıtımını yaptığımız hafta mı yazacaksınız. Çok fena alındım içerledim,duygulandım,fenalaştım, sonra revirde aferin verdiler odaya gönderdiler :)
6 kişilik odada 4 kişi kalıyoruz ama 3 kişi kayıtlıyız. 1 Şırnak'lı arkadaş var. Bildiğiniz kürt. Zeki bir arkadaş, hemşirelik okuyor. Babası 3 evlilik yapmış kendisi 22 yaşında ama ailenin en küçüğü, babası vefat etmiş bakmışki Şırnak'ta bakacak tarla torba bahçe çok e onlara abimler ablamlar baksın benda insanlara bakayım demiş (bunu ben onun yerine diyorum) kopmuş gelmiş dumlupınar üniversitesi hemşirelik bölümüne. Odaya ilk girdiğimde anatomi kitaplarını görünce ohaa bu ünivde tıp yok ki bu ne nanasını satayım dedim ama sonra her şey açıklığa kavuştu. Bu yazıyı yazarken acayip bir stres altındayım. Sanki yazdıklarımı biri okuyor ve misafir kartı ile asil odasında kaldığımı müdüre ispiyonlayacak gibi geliyor. Ama yok monitör lcd ve demin test ettim yandan okunmuyor yazılar.
Diğer arkadaşların 2side güzel sanatlar fakültesinde resim bölümünde okuyorlar. Biri pasaklımı pasaklı diğeri düzenlimi düzenli. Biri dolabının kilidini 3 kez kontrol ediyor diğeri hiç kilit takmamış dolap kapağı hep açık. Biri Giresun'lu biri Bergama'lı. İzmir'in ilçesi bergama ama o kadar yakın değil yani Manisa'ya daha çabuk varıyoruz. Her neyse. Bu arkadaşlardan Giresun'lu ile iyi anlaşıyoruz. Bilim kurgu,power rangers,pokemon,animasyon derken çok "azınlık raporu" bir oda olduk. Şırnak'lıyla pek anlaşamıyor odasını değiştirecek inşallah değiştiremez. Lan zaten bi onla anlaşıyorum o da giderse herhalde sıkıntıdan patlarım.
Bergama'lı olan arkadaş biraz kekeme. Konuşmada zorluk çekiyor bazen elimde olmadan söylemeye çalıştığı şeyi tamamlıyorum sanki kabalık etmiş gibi hissediyorum kendimi. Dalga geçmiş gibi oluyor sanırım. O yüzden bekliyorum bitirmesini artık. Ama yinede zor tutuyorum kendimi o nnnnnaaass derken iyiyim dememek için. İyi çocuk ama dediğim gibi pasaklı. Oda o içerideyse kokuyor mesela :)
Bu bergama'lı arkadaş geçen kantinde otururken benim resmimi çizmiş aynımın tıpkısı oha dedim kirpiklerime kadar çizmiş teşekkür ettim ama resmi vermedi ödeviymiş. Hoca alacak ama dönem sonunda verecekmiş geri. O zaman alabilirmişim. Tabi bunu söylemesi 5 dk aldı. Ama hiç ses çıkarmadan ve gözümü ayırmadan bekledim sanırım mutlu oldu yani en azından utanmadı kusurundan benim yüzümden.
Eveet sevgili okuyucu yurt maceralarımı anlatmaya devam edeceğim ama şimdilik derse gitmem gerekiyor. Sınıfta Rüzgar diye bir kızla tanıştım du bakalım :) Ankara'lı. Not alacağım ayağına tam ben tel numarasını isteyektim ki "numaranı ver bi şekilde haberleşiriz zaten bende yurtta kalıyorum" dedi. Boyu benden bir hayli kısa ama "not important",
gerçi içimden bi yerlerden adamın biri: "lan serkan bırak bunları bir sürü konu kaçırdın otur odanda çalış inekler gibi 1 ay sonra bakarsın kızlara" diyor.
Diğer taraftaki adamsa bu içimdeki adama: "hadi len asıl manita 1. sınıfta yapılır, bak herkesin eli dolu senin elinde telefon var kalem var. bak sağdakine yemiş kızı kesin solundaki hele ohoo onların mercimeğin dibi tutmuş bak şu karşıdakiler sarılırken nasılda sıkıyorlar birbirlerini oha kıza bak çocuğun dizlerine çıktı, ohaaa cızzıt bızzıt" (şifreli yayın)
her neyse efendim dün yemekhanede 600 kişilik bir sıra vardı ben bu sırada bu 600 kişiyi sayacak kadar durdum sonra çıktım gittim. Aynı yemek fiyatına yan tarafta pide veriyorlarmış mesela onu yedim. İsmimi yazdırıyorum sonra pideyi istiyorum. Pide olunca çağırıyorlar "serkaaaaan,serkaaaan,serkaaaaaaaaaaaan" adımı bütün salon duysun diye bekliyorum. varsa platoniklerim falan garipler en azımdan adımı bilsinler :)
Sen mi büyüksün ben mi Kütahya hadi bakalım :)
Kimsin sen bölümüne gerekli ilgi alaka göstertilmiyor kınıyorum sizi sayın okuyucu. İllahaki söyleyip tanıtımını yaptığımız hafta mı yazacaksınız. Çok fena alındım içerledim,duygulandım,fenalaştım, sonra revirde aferin verdiler odaya gönderdiler :)
28 Ekim 2008
Yurdus Kurumus Kütahyas :) Mitolojide öürencilik yüzyılları...
Zamanın birinde Kütahya'da bir oğlan yaşarmış ama aslında bu oğlan Kütahya'ya bir mecburiyetten dolayı gelmiş. Gelmek istemiş mi istememiş mi bilinmez ama oğlan halinden şimdilik memnunmuş. Eğitim sisteminin vasat durumunu şimdiye dek sadece ortaöğretim kurumlarında tadan oğlan yüksek öğretim kurumlarınında dadına bakmış. Kyk ve diğer devlet eğitim kurumlarındaki yolluluk onu çok üzmüş sonra kendiside bir yolluluk yapmış. Lan odalar boş 1 ay sonra alabiliriz diyorlar çok pis sinir yaptım :) (burda kontrolden çıktım)
Neyse ya sıkıldım.
Burda bir heykel var adı vazo. Kütahya'nın adres referansı resmen. Nereye giderseniz gidin vazo sizin sırtınızı dayadığınız nokta. Zaten Kütahya'nın benim bildiğim 4 5 ilçesi vardı harbiden o kadarmış. Simav, Gediz, Domaniç, Tavşanlı,... daha sayardımda tabelaların yanından vırııııınnnn diye geçtik okuyamadım. Ha unutmadan söyleyeyim şöförleri deli. Ben İzmir'in şöförlerine derdim sıyırmış diye ama Kütahya'nın belediye otobüs şöförleri onlardan beter. Çok yavaş gidiyorlar lan. 45 dk lık yol gidiyorum her gün 40 ın üzerine çıktıysak na şu sosyal tesisten çıkmak nasip olmasın. Burada internet saati ne kadar bir bilgim yok ama yanımda 1 gün oynayabileceğim kadar parayla geldim. Burada ne ne kadar hiç belli olmuyor. Kuru fasulye 1.5 ama yoğurt 1 ytl :) Saçma bence lan...
Sonracıma dün ilk dersime girdim. Aynı liseymiş lan hiç farkı yok. Hala hoca tanım yazdırırken arkadan duyamayan biri soruyor.
-"birebir ve örten fonksiyonlardaaa ...böyle olur"
--nasıl hocam?
-aha böyle bak...
ben bu diyaloğu yüksek öğretimde duymazdım sanmıştım. yıkıldım diyebilirim resmen. Çok pis hüzünlendim gittim hemen yattım. :) Yataklar çok rahat burada o çok ayrı bir mevzu.
Çamaşır makinasını çalıştırmasını bilipte yurtta kalmak isteyene her zaman yer var onu anladım. 20 dk falan uğraşıyorlar makinayı çalıştırmak için. Biz ayrı bir tarafta kalıyoruz 1. sınıf erkekleri olarak. Asıl bloklarda büyük "abi"ler ya da ablalar kalmaktalar. Köy gibi lan bu yurdun bahçesi. Tulumba falan var. :)
Binanın içinde ütü masası var daha ütü için kullanıldığını görmedim. Genelde üstüne oturup hasret giderici konuşmalar yapan gençler var ebelerinin veynleriyle.
Ben konuşmalarımı genelde yatağımda yapıyorum öyle daha rahat. Hem baz istasyonu penceremden gözüküyor iyice radyasyona maruz kalıp sonra uykum geliyor zaten. Ya da uyumaya zorlanıyorum o radyasyon etkisiyle.
Neyse efendim Kütahya'dan bildireceklerimiz bunlardan ibaret. Bugün tatil yarın tatil ne yapacağım hiç bilmiyorum. :) Yarın galiba vazoya giderim :)
Yurdun tv kumandasını alıp cnbc-e açıp kaçacağım, yastığımın altına koyacağım sonra butun gun cnbc-e izleyeceğiz. Ne güzel lan "the tudors" falan filan. Ama burdakiler arka sokaklar-sıradakiler falan izliyorlar. Huysuzla izdivaç seyrettik mesela :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)