Teknoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Teknoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Şubat 2014

Kriptolu Hökümet

     İnsanlarımız hala teknolojinin onlara neler yapabileceğinin farkına varmadılar.Çünkü teknolojiden anladıkları bundan öteye gitmiyor.

   Dünyanın dönmesini veya bir şekilde durursa tekrar dönmesini sağlayabilecek olan gücün teknoloji ve türevlerinde olduğunun farkına varınca artık dünya sizin için bir laboratuvar oluyor.

Bilgisayar ve diğer bilgili terimleri bu makinalara isim olarak vermemizin bir nedeni var. Bilgisayarın adıyla hiç alakası olmadığını söylemekte fayda var. Saymak zaten bilmek demektir. Kaç tane deniz anası türü vardır say bakalım sorusunun cevabını verebilen insan zaten kendi bilgilerini sayıyor demektir.

Bireylerin elektroniği zaman geçirmek için bir uğraş gibi gördüğü zaman inanın ki başkaları bunu kullanıyor.

Bulut sistemini anlatan ülkenin teknoloji ile ilgili bakanı "ben fazla kafa yormuyorum" en iyisi. Kullanacaksın ama fazla kafa yormayacaksın. Bravo sayın bakan. Birde bunu öyle samimi bir röportajda söylemiyor kendisi seminer vs gibi bir konuşma sırasında çıkıyor bu sözler ağzından.
Anlayamadığımız şeyleri hala yerden bitmiş gökten inmiş olarak tanımladığımız sürece bu oyunun sonucu hiç iyi olmayacaktır.

Kısacası koskoca 75 milyonluk ülkede toplayınca 200 300 kişi çıkıyorsa kriptoloji ve kriptografiyi bilen. Sonuç olarak bu işi bilenler tarafından kandırılırsınız sayın başbakanım.
Siz "başbakan olunca yabancı basın mensuplarıyla hangi dilde konuşacaksınız" sorusuna Türkçe dediğinizde mertliğinize hayrandım açıkçası. Ama 10 yılda teknoloji okuryazarı olacak vs kadar ingilizce öğrenememeniz ya da bizden bunu saklamanız gerçekten çok garip bir durum.

Kriptoloji hiç bir zaman birisinin güvenliğini sağlamak için üretilen bir ürün olamayacaktır. Çünkü eğer o sistemi sizin için birisi üretiyorsa ancak o kişi artık sizi korumaktan vazgeçene kadar güvendesiniz demektir.

Yakın koruma memurunuzun karşıdan gelen bıçaklı adamın önünden çekilmesi, bir kriptologun oluşturduğu sistemin kodlarını açık etmesi ile aynı şeydir. Bundan kurtulmanın 2 yolu var,,,

1-) Ya sizde en azından kaçmayı, kendinizi savunmayı koruma memuru kadar olmasa da öğrenmelisiniz.

2-) İşi koruma memuruna bırakırken onunda bu durumdan zarar göreceğini hatta onun görevinin kendisini koruması gerektiğini belirtmelisiniz.

Unutmayalım ki aldığı paradan, sosyal hayatından, fikir özgürlüğünden memnun hiç bir meslek sahibi daha fazla para ve daha fazla refah için işini kötüye kullanmaz.
Ha "Salt" gibi küçüklükten aldıysanız o ajanı yanınıza sizi bekleyen tek son ajanın vicdanıdır.


Kısacası insanlardan bir şey gizleyerek haberleşmeyi her insan akıl eder, maharet konu ile hiç alakası olmasada bunu insanlara nasıl yapacağını söylemektedir.
                                 Teknoloji sizin için bu olmaya başladığında doğru yoldasınız demektir.

2 kişiyi birbiri ile konuştururken 3. bir kişinin bu konuşulanları duyup anlamlandıramamasına denir kriptoloji.





5 Temmuz 2008

Lcd'ler Dünyamızın Sonunu Getirecek!


LCD ekran yapımında kullanılan Nitrojen Triflorür, sera etkisini artırmada karbondioksitten 17 bin 200 kat daha etkili.

Likit kristal ekranların daha az elektrik tükettiği için daha çevreci olduğu iddiası yalanlanıyor. Sebebi ise, bu ekranların kullanımında kullanılan Nitrojen Triflorür isimli bileşik.

California Üniversitesi'nden Michael Prather, yakın zamanda tamamladığı araştırmasında atmosferdeki Nitrojen Triflorür miktarının son yıllarda ani bir artış gösterdiğini saptamış.

Karaciğer ve böbreklere son derece zararlı olan bu gaz, günümüzde bol bol imal edilen ve satılan LCD ekranların ve HDTV'lerin üretiminde kullanılıyor.

Prather da atmosferde ısı hapsetmede karbondioksitten 17 bin 200 kat daha hızlı olan Nitrojen Triflorür emisyonundaki bu artışı, bu ürünlere olan talebin çoğalmasına bağlıyor.

İşin fenası, Kyoto Protokolü'nün imzalandığı 1997 yılında kullanım alanı gayet kısıtlı olan bu gazın, emisyonun azlığı nedeniye dünya çapındaki gaz ölçüm programlarına dahil edilmemiş olması.

Üstelik yarattığı tehlike açısından, en zararlı gaz olan Kükürt Heksaflorür'den sonra ikinci sırada geliyor.

Yani, az elektrik tükettiği için sevindiğimiz düz ekran televizyon ve monitörlerimiz, dünyaya biçilen 20 ila 50 senelik ömürden yiyor olabilir.

25 Haziran 2008

Nokia Symbian'a Sahip Oldu!


Nokia, Symbian’ın tüm hisselerini alıp, Symbian Foundation’a devretti. Platform, ortak geliştirmeye açılacak.

Mobil cihaz piyasasının büyükleri, bu aralar Google’ın kendilerine savurduğu Open Handset Alliance oluşumu ve Android platformu yüzünden bir hayli huzursuz.

Nokia da, bu atağı göğsünde yumuşatmak olarak yorumlanabilecek bir hamle yaptı ve piyasadaki “akıllı telefon”ların çoğunda kullanılan Symbian OS ve S60 platformlarının geliştiricisi Symbian’ın tüm hisselerini satın aldı.

Şirket zaten hisselerin çoğuna sahipti. Ne ilginçtir ki, Nokia kendisine 400 milyon dolara patlayan bu yatırımın üstüne yatmayı reddetti.

Şirket bunun yerine yazılımın haklarını, bu amaçla kurulmuş ve kâr amacı gütmeyen bir kuruluş olan Symbian Foundation’a devretti.

Böylece, mobil sistemler için telif gerektirmeyen, açık kaynaklı bir geliştirme ortamı kurulmuş oluyor. Ancak, bu hareketin yüce gönüllülükten kaynaklanmadığı da anlaşılıyor.

Çünkü, Symbian Foundation’a katkı sağlayan diğer kuruluşlar arasında AT&T, LG, Samsung, Texas Intruments ve Vodaphone gibi isimler bulunuyor.

Hatta, Motorola ve Sony Ericsson da, UIQ özellikleri konusunda arka çıkmayı vaadetmiş. Bu gelişme, mobil platform piyasasını açık kaynak cennetine de, yeni bir cephenin açıldığı bir savaş alanına da çevirebilir gibi görünüyor.

18 Haziran 2008

Uçağı Park et!

Sabah sabah merhabalar herkese ssmh...

ABD'de bir firma, 140 bin dolara satılan ''microlight'' sınıfı iki kişilik uçak yaptı.

AA muhabirinin internetten derlediği bilgilere göre, ABD'li emekli eski bir savaş pilotu olan Kirk Hawkins'in kurduğu ICON firmasının geliştirdiği iki kişilik uçak, yaklaşık 650 kilogram ağırlığında.

Bagaj hacmi 30 kilogram olan uçak benzinle çalışıyor. Toplam 90 litre yakıt alabilen uçak bu yakıtla yaklaşık 540 kilometre uçabiliyor. Kalkış ya da iniş için 250 metre mesafe gerektiren uçak, 100 beygir gücündeki Rotax marka motoruyla saatte 190 kilometre hız yapabiliyor.

Uçağın boyu 7,50 metre, açık halde kanat uzunluğu 10 ve yüksekliği 2 metre.

Kanatları otomatik ya da elle katlanabilen uçağın tekerleği, seçeneğe bağlı olarak uçuş sırasında katlanabiliyor. Özel "pabuçları" sayesinde suya da inebilen uçak, otomobillerdeki gibi halojen farlara sahip.

Karbon fiber malzemeden yapılan uçağın, lüks bir otomobil gibi dizayn edilen iç yapısı, temel uçuş ekipmanlarının yanı sıra mp3 dinlemek için porta sahip. Uçuş sırasında camları da açılabilen uçağın kokpit camında istenirse çoklu gösterge paneli de yer alabiliyor.

Uçağı en önemli güvenlik bileşeni, paraşüt seçeneğine sahip olması. Kanat yapısından dolayı motorsuz da iniş yapabilen uçak, aksi bir durumda sahip olduğu büyük paraşütle güvenle yere inebiliyor.

25 Nisan 2008

İnternet is Future or Gelecek!

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Türkiye'nin bilgi toplumu yolunda hızla yol aldığını ifade ederek, ''Eminim ki Türkiye 2013 yılında bilgi toplumu hedeflerini yakalayacaktır, hatta geçecektir'' dedi.

İnternet Medyası Derneği tarafından Hilton Oteli'nde düzenlenen "Gelecek İnternettir" konulu toplantının açış konuşmasını yapan Binali Yıldırım, bundan 15 yıl önce 12 Nisan 1993 tarihinde ABD ile ilk internet bağlantısının gerçekleştirildiğini, dolayısıyla Nisan ayında internet haftası etkinliklerinin düzenlenmeye başladığını hatırlattı.

Yıldırım, bakanlık olarak görevlerinin internet dünyasında altyapıyı yapmak, gerekli hukuki düzenlemeleri çıkarmak ve internet teknolojilerinin yaygın kullanımını sağlamak için gerekli tedbirleri almak olduğunu bildirdi.

İnternetin ekonomik, sosyal ve kültürel hayata, bilim ve teknolojiye yansıyan önemli etkileri olduğunu dile getiren Yıldırım, bilgi iletişim teknolojilerinin artık ses, görüntü ve veri naklinin bir arada yapılabildiği, katma değerli bir yapıya dönüştüğünü söyledi.

Bakan Yıldırım, internetin AB'de istihdama katkısının yüzde 8-10'a ulaştığını, milli gelir içindeki payının yüzde 9'u aştığını ifade ederek, AB'de verimliliğin internet kullanımı ile yüzde 50 arttığını kaydetti.

İnternetin, bütün sektörlerin kullandığı, hayatın bir parçası olan bir araç haline geldiğini vurgulayan Yıldırım, "Daha fazla internet, daha fazla bilgiye erişim, daha fazla bilgi, daha fazla demokrasi demektir" diye konuştu.

Dünyada internet kullanımı

Binali Yıldırım, dünyada ortalama internet kullanımının yüzde 17 olduğunu, 1 milyar 130 milyon insanın internet kullandığını, internet kullanımının ABD'de yüzde 70, Avrupa'da yüzde 60 iken Afrika'da yüzde 3.6 oranında olduğunu belirtti.

Dünyada internet kullanımında ülkeler arası bir sayısal uçurumun mevcut olduğunu dile getiren Yıldırım, sözlerine şöyle devam etti:

"Türkiye'de hane bazında internet kullanımı yüzde 18 ile dünya ortalamasının üzerinde, ancak ABD ve Avrupa'nın altında yer alıyor. Ama son birkaç yılda hem bilgisayar sahipliği, hem internet kullanımında hızlı gelişmeler var. Demek ki Türk insanı bilgi toplumu olma yolundaki çağrılara doğru cevap veriyor. Türkiye bilgi toplumu yolunda hızla yol alıyor."

Yıldırım, Türkiye İstatistik Kurumu ile bir çalışma başlattıklarını, Türkiye'de internet kullanımı hakkında daha sağlıklı bilgilerin bu çalışma ile elde edilebileceğini bildirdi.

Bilgisayar okur yazarlığında metodun, alfabe okur yazarlığından farklı olduğunu, gençlerin yetişkinleri bilgisayar okur yazarı yaptığını ifade eden Yıldırım, Türkiye'nin genç nüfusu ile bilgi toplumu projesinde büyük bir güç elde ettiğini dile getirdi.

Bilgi iletişim teknolojileri hızla gelişiyor

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, dünyada hiçbir toplumun bilgi toplumu hedefini tam olarak tutturamadığını, çünkü bilgi iletişim teknolojilerinin çok hızlı geliştiğini, dünyada internet kullanımının geçen yıl yüzde 8 büyüdüğünü belirterek, "Eminim ki Türkiye 2013 yılında bilgi toplumu hedeflerini yakalayacaktır, hatta geçecektir"
dedi.

Yıldırım, dünyaya bakıldığında en fazla ekonomik değeri olan şirketlerin bilişim şirketleri olduğunu, alınterinin yerini aklın almaya başladığını söyledi.

"Bildikçe insanların kavga etme azmi kırılır, barış ve huzur gelir. Bilgi her şeyin ilacıdır" diyen Yıldırım, bilgiye sahip olunmadan gelişen dünyada yer alınamayacağını vurguladı.

Binali Yıldırım, Türkiye'de interneti yaygınlaştırmak için aldıkları bir dizi önleme işaret ederek, bunlardan birinin serbestleşme süreci olduğunu, bu süreçte 1998 yılında cep telefonu lisanslarının verilmesinden, 2005'de Türk Telekom'un özelleştirilmesi gibi birçok şey yaşandığını anlattı.

"İnternet suçları dış kaynaklı"

Bakan Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Şu anda 8,5 milyon portumuz ve 5 milyon abonemiz var. Santral bazında Türkiye'nin geniş bant erişim altyapısı yüzde 89'a ulaştı. Bu yıl sonu itibariyle Türkiye'nin her köşesinde ADSL erişimi mümkün hale gelecek, altyapı sorunumuz yok. Geçen hafta bir karar aldık.

17 bin 500 okulun bütün bilgisayarlarını yeniliyoruz. Bu okullara tepegöz koyacağız. Artık dersler bilgisayardan anlatılacak. Bilgisayar destekli fen laboratuvarları kuruyoruz. 227 kışlaya internet erişim merkezi kurduk.

Büyük ilgi gördü. 130 tane daha isteniyor. Bütün ilçelerimizde halk eğitim merkezleri ve kütüphanelere internet evleri kurduk. Köylerimize de kurulması için karar aldık."

Sosyal devlet olmanın sorumluluğu ile her yere aynı şekilde altyapı götürmeyi ve bölgeler arasında sayısal uçurumu kaldırmayı hedeflediklerini belirten Yıldırım, geçen yıl çıkarılan bir yasayla da internet suçları ile mücadele konusunda bir düzenleme yaptıklarını hatırlattı.

Yıldırım, çalışmalar sonunda bu suçların yüzde 98'inin dış kaynaklı olduğunun anlaşıldığını, dolayısıyla yurt dışından gelen kirli bilgilerin rafine edilerek verilmesi gerektiğini kaydetti.

"İnternete sansür geldi" şeklinde eleştiriler yapıldığını anımsatan Yıldırım, düzenlemelerden sonra yaklaşık 6 bin ihbar yapıldığını, bunların sadece 630'unun yaptırımla sonuçlandığını, suçların büyük kısmını da Atatürk'e yapılan hakaretlerin oluşturduğunu bildirdi.

Binali Yıldırım, internet suçları ile mücadelede hakimlerin bilişimle tanışık olması gerektiğini vurgulayarak, "Buraya dost olmazsak bakışımız da değişmez. Bizim nesil en talihsiz nesil. Bu konuda gençlerimizden yardım almalıyız. Sivil toplum kuruluşları ve bizler çeşitli eğitim programları yapacağız. Bilgi toplumuna dönüşümde hep birlikte nesil farkını ortadan kaldıracağız" diye konuştu.

Türkiye'de 5 yıl öncesine kadar yazılım ihracatının olmadığını, bugün ise yazılım ihracatının 700 milyon dolara ulaştığını kaydeden Yıldırım, ama bunun da yeterli olmadığını söyledi.

Bilişim sektöründe insanları yerli üretime de teşvik ettiklerine dikkati çeken Yıldırım, henüz yerli üretim olsun gibi bir bakış açısının yerleşmediğini ifade etti.

E-devlet uygulaması

Bakan Yıldırım, bu yılın ortalarında "e-devlet" uygulamasını başlatacaklarını ifade ederek, bütün bilgi iletişim yollarının tek adresten yapılmasını sağlayacak "e-devlet" uygulamasının, vatandaşın hayatını kolaylaştıracağını, bürokratik devletten elektronik devlete geçileceğini, bu sayede devletin vatandaşın ayağına gideceğini, tonlarca kağıt tüketiminden kurtulunarak çevreye katkı sağlanacağını bildirdi.

İnternet medyasının giderek etkisinin ve popülerliğinin arttığına dikkati çeken Yıldırım, bir internet haberinin 1 milyon 700 kere tıklanarak okunduğunu, hiçbir gazetenin 1 milyon 700 bin satamayacağını söyledi.

Yıldırım, internet medyasının en büyük rakibinin yine internet medyası olduğunu dile getirerek, "Kolay haber üretme, yalan söyleme, sallama devri bitti, internet medyası anında ortaya çıkarıyor" dedi.

Konuşmasının ardından Yıldırım'a İnternet Medyası Derneği Başkanı Hadi Özışık tarafından bir plaket takdim edildi.

Bakan Yıldırım, toplantı arasında basın mensuplarının Karaköy İskelesinde kurulan Yerel Trafik Kontrol Merkezi hakkında bilgi istemeleri üzerine, "Sarayburnu ile Beşiktaş arasında çok yoğun bir deniz trafiği var. Bir günde 2 bin 500 sefer yapılıyor. Yerel trafiği düzenleyecek bir merkez" diye konuştu.

18 Nisan 2008

Sabahları Işık İle Uyanın

Sabahları uyanmak için çalan saatin sesinden nefret ediyorsanız ürün tam size göre.Çalar saatlerin bıkkınlık veren sesleri duvarlarda sonlarına kavuşan cep telefonları,hepsi bir yere kadar...
Hepsi yine sese dayalı buluşlar olmakla birlikte yüzlerce icat ta mevcut bu çalar saatlerin bezdirici sesinden kurtulmak için yapılan.Son olarak yapılan ürün hariç bu ürün kullanıcıyı :) çığlık çığlığa 1 dk boyunca öten bir işkence olarak değil nispeten daha sakin bir biçimde ışıkla uyandırıyor.Birdan çalan saatin gürültüsü bünyemizde adrenalin salgılatıyordu bu da yataktan hoplamamıza neden oluyordu haliyle de o kadar mutsuz ve gerilimli uyanıyorduk.Köpüklü bir yastık olan bu ürünse nispeten uyandırmayı doğal bir yoldan yapma çabasında.
Yastığın içerisinde ki led lambalar uyanma süresinden yaklaşık 40 dk önce yavaş yavaş yanmaya başlıyorlar.Sanki üzerinize güneş doğuyormuş gibi gözünüz kamaşarak uyanıyorsunuz.
Daha denemeleri süren yastık piyasaya indiği anda çalar saatlerden bıkanların kapış kapış alacakları kesin...

4 Nisan 2008

İmha İçin Makina

Alman HSM firması tarafından geliştirilenve bilgisayar sabit diskinde yer alan bilgileri ''tamamen'' silen ''Dijital İmha Makinesi - Digital Shredder'' Türkiye'de 15-16 bin euro fiyattan pazara sunuldu.

HSM Üst Yöneticisi (CEO) Dietmar Dengler, HSM'nin gizlilik içeren belgelere yönelik evrak imha makineleri ürettiğini, ayrıca çevre teknolojisi bölümünde de geri dönüştürülebilme potansiyeli olan herhangi bir ürünün balyalamasını yaptıklarını anlattı.

Bilgilerin sabit disklerde de depolandığını, kendi konseptlerine uygun olarak dijital ortamdaki bilgilerin güvenli bir şekilde imhası üzerine çalıştıklarını belirten Dengler, şunları kaydetti:

"Bugün sabit diskleri imha etmek için çeşitli yazılımlar kullanılıyor. Fakat bu yazılımlar gerekli teknoloji ve yatırım yapıldığı zaman geri çağrılabilmekte.

Bizim ürünümüz kesinlikle bugünkü teknolojiyle geri dönüştürülemeyecek şekilde disk üzerindeki bilgileri yok ediyor. Geliştirdiğimiz makine bunu da çeşitli yazılım kombinasyonları ve kendine has olan algoritmasıyla sağlıyor.

Biz de bilgiyi güvenli şekildeimha etme pozisyonumuzu tescil etmiş oluyoruz. Bilgiler silindikten sonra formatlanan hard disk yeniden kullanılabiliyor."

Ürünün geliştirilmesinde ABD'li ortaklarıyla çalıştıklarını, hedef kitlerinin ise büyük firmalar ve devlet kurumları olduğunu belirten Dengler, ürünün Türkiye'deki satış fiyatının ise 15-16 bin euro dolaylarında olacağını bildirdi.

29 Mart 2008

Robotların Dövüşü


Tokyo'daki Korakuen Stadyumu, güreş müsabakası yerine bu kez robotların dövüşüne sahne oldu. Yarışmacılar, yılda iki kez yapılan Robo-One Şampiyonası'na özel dizayn edilmiş robotlarıyla katıldılar.

Japon çocukların bir animasyon filmi izler gibi ilgi gösterdikleri robot dövüşleri reality şovları andıran görüntülere sahne oldu.

Etkinliğe katılan robotlar şampiyona için özel olarak biçimlendirildiler. Ortaçağ prensinden kübik şekle kadar 112 farklı robot şampiyonluk için mücade etti. Finale ağırsiklet ve hafifsiklete toplam 45 robot kalabildi.

Hafifsiklette Güney Koreli Jeon Young Sun'un yaptığı Teakwon-V isimli robot şampiyon olarak sahibine 10 bin dolar kazandırdı. Mühendis olan Sun, "Japonlar'ın gelişmiş robot teknolojisini görmek için iyi bir şanstı.

Bazıları Güney Kore'nin teknolojisinin yetersiz olduğunu söylüyor, ancak ben hiç de öyle olmadığını gösterdim. Biz teknolojimizi geliştirdik ve her geçen gün daha da ilerliyoruz, Japonlar'la mücadele edebilecek hale geldik" diye konuştu.

Ağırsiklette ise Naoki Maru adlı Japon mühendisin "King Kaiser" isimli robotu zafere ulaştı.

Japonya, dünyadaki robotların yüzde 40'ını barındırıyor. Amatör ya da profesyonel çok sayıda kişi robot bilimiyle uğraşıyor. Bu sektörde ciddi paralar dönüyor ve ideal robotu oluşturabilmek için fazlasıyla enerji harcanıyor.

25 Mart 2008

Lg İPhone Kutupları!


Iphone'un cep telefonu sektörünü alt üst etmesinin ardından Güney Kore firması LG, dokunmatik telefonu LG-LH2300'ü duyurarak bu yarışa ortak oldu.

Tam adı LG-H2300 Touch Web Phone olan cihaz 3 inç'lik dokunmatik LCD ekrana sahip.

Ekran, Sharp firması tarafından geliştirildi ve 26 milyon renk gösterebiliyor. 800x480'lük çözünürlük sunan cep telefonu 3 megapiksel'lik otomatik odaklama özelliği olan bir kameraya da sahip.

Bir microSD hafıza kartı girişi bulunan LH2300, Bluetooth 2.0'ı destekliyor. Cihazda ayrıca mobil TV yayınları da takip edilebiliyor.

3G desteği bulunan cihaz ikinci dahili kamerayla görüntülü görüşme imkânı da sunuyor. TV ya da projeksiyona bağlanabiliyor ve el yazısı tanıma özelliğine sahip.

112 gramlık LH2300'le 3 saatlik kesintisiz konuşma yapılabiliyor. Jog-Wheel ile sayfa geçişlerinin kolaylaştırıldığı cihazın ABD'de Nisan ayında 650 dolardan satışa sunulması bekleniyor.

7 Mart 2008

Cinsiyet Tespiti!


Kültür&Teknoloji
Kişilerin, cinsiyet ve yaşını tespit edebilen kameralar hayatımıza girmek üzere.

Kamera kişinin yaşını ve cinsiyetini, kemik yapısına, göz ve ağız arasındaki aralığa ve göz çevresindeki kırışıklık ve torbalara bakarak tespit ediyor.

Omron firmasının geliştirdiği kamera (OKAO Vision Face Recognition Sensor), henüz yaş dilimleri temelinde çalışıyor. Sözgelimi, 17 yaşındaysanız, sizi 10-19 yaş diliminde gösteriyor.

Videoyu izlemek için tıklayınız.

Cihaz, şimdilik sadece Japon, Çin ve Güney Korelilerin yüzlerini tanıyor. Tek dezavantajı bu değil... Yaşını söylemekten hoşlanmayan kadınların da kameraya pek sıcak bakmayacağı düşünülüyor.